"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
KADIN İSTİHDAMI ÜZERİNE ŞEHİR EFSANELERİ

Kadın İstihdamı Üzerine Şehir Efsaneleri (2011/Mart)

Dr. Necdet Kenar
 
Türkiye ciddi ve yapısal istihdam ve işsizlik sorunları yaşamakta ve bu sorunların başında kadın istihdamına ilişkin sorunlar gelmektedir. Son yıllarda kadın istihdamı konusunda farklı kesimlerden farklı tespitler ve yorumlar yapılmaktadır ki bazılarını şehir efsanesi olarak değerlendirmekteyim.
 
Şehir Efsanesi 1: Türkiye’de kadın istihdamı azalmaktadır.
Kadın istihdamına ilişkin katıldığım toplantılarda yapılan sunumlarda 1950 yılında kadın istihdam oranının %80, günümüzde %25 olduğu belirtilerek, 60 yıldır kadının istihdamdan dışlandığı savunulmaktadır. Bu çarpıcı istatistik özellikle yabancı uzmanları şok etmektedir(Wow! what a country!) ki bu şok, bu efsaneyi savunanları ziyadesiyle memnun etmektedir.
1950 yılında Türkiye nüfusunun ¾ ü kırsal alanda yaşamaktadır. Kırsalda/köyde yaşayan kadın-erkek herkes istatistiklerde istihdamda gözükmektedir. 1950 yılından sonra hızlı nüfus artışıyla birlikte; kırsal ke­simden kente göçün artmasıyla kadın, kentlerde istihdamda değil ev hanımı kategorisi altında işgücü dışında görünmektedir. Aslında kadın kentte de muhtemelen köydekine yakın çalışmaktadır: Ev işleri(çamaşır, bulaşık, yemek, ütü); çocuk, yaşlı ve özürlü bakımı; dikiş, nakış, tarhana, bulgur, turşu, reçel, salça vb. üretimde bulunmakta, aile ekonomisine katkı sağlamaktadır; ancak istatistiklerde bu faaliyetler görünmemektedir. Gerçek istihdam olarak kabul edebileceğimiz kadının ücretli istihdamı açısından kadın istihdamı, 1950 yılından beri artmaktadır. Sağlıklı anketlerin yapıldığı 1988 yılında tarım dışı çalışan kadın sayısı 1 milyon 215 bin iken(sanayi 448 bin, inşaat 15 bin, hizmetler 752 bin) 2009 yılında bu sayı 2 misli artarak 3 milyon 425 bine yükselmiştir(sanayi 862 bin, inşaat 39 bin, hizmetler 2 milyon 524 bin). Aktif nüfusa oranı açısından tam iki katı %7’den %14’e yükseliş. Sonuç; ücretli (gerçek) kadın istihdamı artmaktadır ve artmaya da devam edecektir.
Şehir Efsanesi 2: Kadın istihdamının düşüklüğünün en önemli nedeni cinsiyete dayalı ayrımcılıktır.
Kadın istihdamı ile ilgili konuşma yapanların ilk söylemi cinsiyete dayalı ayrımcılıktır. Yani kadın cinsiyeti nedeniyle istihdamdan dışlanmaktadır. Kadın okurlarım lütfen kendinize sorun: “kadın olduğunuz için istihdamdan hiç dışlandınız mı, ayrımcılığa tabi tutuldunuz mu?”. Peki, tamam bu soruyu sevmediniz; istatistiklere dönelim: 2009 yılında tarımda çalışanların yaklaşık yarısı (%47) kadın iken hizmetler sektöründe çalışanların 4’te biri (%24), sanayide çalışanların beşte biri (%21), inşaat sektöründe çalışanların sadece %3’ü kadın. Şimdi bu durumda tarımda, yani köylerde cinsiyete dayalı ayrımcılığın yapılmadığını, en fazla ayrımcılığın inşaat sektöründe, daha sonra sanayi ve hizmet sektöründe yapıldığını söyleyebilir miyiz?   Keza, “üniversite öğretim elemanlarının %35’inin kadın olmasını” ve yine örneğin “otomotiv sektöründe elektrik donanımı üreticisi firmaların çalışanlarının %70’inin kadın olmasını” cinsiyete dayalı ayrımcılıkla açıklayabilir miyiz? Cinsiyet ayrımcılığının istihdamda etkisi olabilir; ancak bu etkinin gereğinden çok fazla abartılması, gerçek nedenleri gizleyebilir ve gerçek çözümleri engeller.
 
Şehir Efsanesi 3: Esnek çalışma kadın istihdamını ve/veya istihdamın kalitesini azaltır.
İşçi sendikaları ve kadın örgütleri, esnek çalışmaya kadın istihdamını ve/veya istihdamın kalitesini azalttığı gerekçesi ile karşı çıkmaktadır. Esnek çalışma ile ilgili iki temel gerçek: 1. Tüm gelişmiş ekonomilerde esnek çalışma artmaktadır. (Haftanın beş günü 8:00-17:00 klasik çalışma biçimi azalmaktadır. Part-time, evde çalışma, sözleşmeli, danışman, geçici çalışma vb. yeni çalışma biçimleri yaygınlaşmaktadır.) 2. Esnek çalışma türlerinden kadın-erkek yararlansa da özellikle kadınlar, gençler ve yaşlılar bu çalışma biçimini daha çok tercih etmektedir. (Kölelik ve angarya yasak olduğuna göre bu tercih, özgür irade ile yapılmaktadır.) Dolayısıyla esnek çalışmaya engel koymak kadın istihdamını desteklemez, tam tersi köstekler.
 
Şehir Efsanesi 4: Kadın istihdamının çözümü kota uygulamasıdır.
Son günlerde kota uygulaması, istihdamda kadın erkek eşitliğini sağlayacak sihirli bir formül olarak önerilmektedir. İstenen, kanun çıkarılarak işletmelerde çalışanların yarısının kadın olmasını sağlamak; hatta daha sağlama almak için böyle bir düzenlemeyi Anayasa’ya koymak. Öyle ya, biz birçok sorunun kanunla çözümüne inanmış bir toplumuz. Çıkar bir kanun, inşaat sektöründe yüzde 3, sanayide yüzde 21 olan kadın istihdamı oranı, yüzde 50 olsun. İşletmeler kanunu uygulamaz mı? Bastır ağır cezaları; hala uygulamıyorlar mı, kapat gitsin! Acımasız küresel rekabetin olduğu dünya ekonomisinde bu kota uygulanamaz mı dediniz? Küreselleşmenin canı cehenneme! Biz dünyaya uyacağımıza dünya bize uysun efendim! Ya kadınlar çalışmak istemezse mi dediniz? Çalışacaklar efendim; para cezası, hapis cezası, ne gerekiyorsa uygulanır; eşitlik uğruna gerekirse zorla çalıştırılır!
 
Kadın istihdamına yönelik şehir efsaneleri bitmedi; ama yerimiz bitti. Bu yazıyı yazarken nedense rahmetli Uğur Mumcu’nun ısrarla savunduğu  “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” ilkesini hatırladım.

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30
< Eylül 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.