"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLERDE ÇALIŞTIRILACAK İŞÇİLERİN MESLEKİ EĞİTİMLERİ

Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacak İşçilerin Mesleki Eğitimleri (2010/Mart)

Dr. Necdet Kenar

1. Giriş
 
4857 sayılı İş Kanununun 85. maddesinde 15.5.2008 tarih ve 5763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle işle ilgili mesleki eğitim almamış işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamayacağı hükmü getirildi ve bu düzenleme 1.1.2009 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. 31 Mayıs 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacak İşçilerin Mesleki Eğitimlerine Dair Tebliğ” (bundan böyle Tebliğ) ile de bu hükmün uygulama yöntemleri belirlendi.
 
Kanunun yürürlüğe giriş tarihi üzerinden 1 yıl, Tebliğin yürürlüğe girmesinin üzerinden 7 ay geçmesine rağmen işletmeler, işçiler ve eğitim kurumları; bu sorunu nasıl çözecekleri konusunda yeterli bilgiye sahip değil. 
 
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) bu önemli konuda yerinde bir girişimde bulunarak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile 2010 Ocak ayı içinde bir İşbirliği Protokolü imzalayarak TİSK’e üye sendikalara bağlı işletmeler için düzenlenecek mesleki eğitimle ilgili esasları belirledi.
 
Bu yazı; söz konusu Kanun, Yönetmelik, Tebliğ ve MEB-TİSK İşbirliği Protokolü çerçevesinde ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların mesleki eğitimi konusundaki açıklayıcı bilgi vermeyi ve konuyu değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
 
 
2. Mesleki Eğitim Zorunluluğu  
 
2.1. Kapsam ve tanım
5763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 4857 sayılı Kanunun 85 inci maddesi;
 
            “Onaltı yaşını doldurmamış genç işçiler ve  çocuklar ile çalıştığı işle ilgili mesleki            eğitim almamış işçiler ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz. 
           
            Hangi işlerin ağır ve  tehlikeli işlerden sayılacağı, kadınlarla onaltı yaşını doldurmuş       fakat onsekiz  yaşını             bitirmemiş genç işçilerin hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde            çalıştırılabilecekleri    Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal    Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.”
 
hükmündedir. Kanun hükmüne göre yürürlük tarihi 01.01.2009 tarihinden itibaren çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış işçiler, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar.
 
Kanun hükümlerinin uygulanmasına yönelik 31 Mayıs 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacak İşçilerin Mesleki Eğitimlerine Dair Tebliğ”de ise “Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçilerin, işe alınmadan önce, mesleki eğitime tabi tutulmaları zorunludur.” hükmü getirilmiştir. Bu hükme göre de 31 Mayıs 2009 tarihinden itibaren işe alınan işçiler, işe alınmadan önce mesleki eğitime tabi tutulmak zorundadır. 
           
Hangi işlerin ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağı 16.06.2004 Resmi Gazete’de yayınlanan “Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği” (bundan böyle Yönetmelik) Ek:1 çizelgede belirtilmiştir. Çizelgede 16 sektör başlığı altında sınıflandırılan işler, ağır ve tehlikeli işler olarak sayılmıştır. Bu işlerde çalıştırılan başka bir ifade ile işyerinde bu işleri gören işçiler mesleki eğitim almak zorundadır. Tebliğ, işyerinde yapılan işler, asıl iş itibariyle Yönetmelik kapsamında yer almakla birlikte, işçinin yaptığı iş ağır ve tehlikeli işler kapsamı dışında ise mesleki eğitim alma zorunluluğu aranmayacağını belirtmiştir. Buna göre mesleki eğitim zorunluluğu için iki koşul birlikte aranacaktır: i. işyerinden yapılan işlerin Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği kapsamında olması ii. işçinin yaptığı işin de ağır ve tehlikeli işlerden sayılması.
 
Ayrıca belirtmek gerekir ki, ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların sahip olması gereken eğitim yapılan işle ilgili mesleki eğitimdir. İşçinin sahip olduğu mesleki eğitim işle ilgili değilse Kanun açısından geçerli değildir.
 
Mesleki eğitimden ne anlaşılması gerektiği ise yine Tebliğ’de belirtilmiştir. Tebliğe göre mesleki eğitim; örgün veya yaygın eğitim yoluyla bireyleri mesleğe hazırlamak, meslek sahibi olanların mesleklerinde gelişmelerini ve yeni mesleklere uyumlarını sağlamak amacıyla gerekli bilgi, beceri, tavır ve değer duygularını geliştiren ve bireylerin fiziki, sosyal, kültürel ve ekonomik yeteneklerinin gelişim sürecinin bir plan içerisinde yürütülmesini sağlayan eğitimi ifade etmektedir.
 
Tebliğe göre bir meslek öğrenmenin örgün ve yaygın eğitim yoluyla mümkün olabileceği varsayılmış; alaylı (enformel) öğrenme, meslek öğrenme biçimi olarak kabul edilmemiştir. Halbuki mesleki ve teknik eğitim, farklı ülkelerde farklı sistemler altında farklı biçimlerde gerçekleşmekle birlikte, hemen her ülkede 3 temel bölüm altında yapılanmıştır: Örgün eğitim, yaygın eğitim, alaylı (enformel) öğrenme. Alaylı öğrenme; iş, aile veya eğlenceyle ilgili günlük faaliyetler sonucunda edinilen öğrenmedir. Alaylı öğrenme mesleki eğitim ve kişisel gelişim açısından önemli bir öğrenme biçimidir. İşletmelerde yıllardır çalışan ancak meslek belgesi olmayan birçok işçi, yaptıkları işle ilgili gerekli mesleki bilgi, beceri ve tecrübeyi alaylı öğrenme yöntemiyle işbaşında öğrenmişlerdir. Tebliğ, alaylı öğrenme biçimini kapsamadığından işletmelerde yaptığı işle ilgili mesleki bilgi, becerisi ve yetkinliği olan işçiler, mesleki eğitim almamış olarak işlem görecektir.
 
2.2. Mesleki eğitimin belgelendirilmesi ve denetimi
 
Mesleki eğitimin nasıl belgelendirilmesi gerektiği Tebliğ’de belirtilmiştir. Tebliğe göre ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçilerin aşağıda belirtilen belgelerden birisine sahip olmaları zorunludur:
          a) 3308 sayılı Kanuna göre verilen diploma bitirme belgesi, yetki belgesi, sertifika, bağımsız işyeri açma belgesi, kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgelerinden birisi;
          b) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesi ile “Türkiye İş Kurumu İşgücü Uyum Hizmetleri Yönetmeliği”nin 4 üncü maddesinin (f) bendine göre faaliyet gösteren kurslardan aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesine göre alınan kurs bitirme belgesi;
          c) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 2’nci maddesinin (g) ve (i) bentlerine göre faaliyet gösteren kurslardan alınan kurs bitirme belgesi, operatör belgesi ve sürücü belgesi;
          ç) Patlayıcı Madde Ateşleyici Yeterlilik Belgesinin Verilmesi Esas ve Usullerinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında alınan ateşleyici yeterlilik belgesi;
          d) Yukarıda sayılanların dışında kuruluş kanunlarında veya ilgili kanunlarca yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, eğitim amaçlı faaliyet gösteren vakıf ve dernekler ile işçi ve işveren kuruluşları veya işveren tarafından Milli Eğitim Bakanlığının onayı ile düzenlenen eğitim faaliyetleri sonucunda verilen belgeler;
          e) Uluslararası kurum ve kuruluşlardan alınan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denkliği sağlanan belgeler.
 
İşverenler, ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin yukarıda sayılan diploma, sertifika veya mesleki eğitim belgelerinden herhangi birinin örneğini, işçinin özlük dosyasında saklamak ve istendiğinde yetkili memurlara göstermek zorundadır. Bu belgenin bulunup bulunmadığı hususu, İş Müfettişleri tarafından denetlenecek; belgesi bulunmaya her işçi için işyerine 500 TL idari para cezası kesilecektir.
         
Belirtmek gerekir ki,  Tebliğin mesleki eğitimle ilgili aradığı belgeler yeterli değildir. Örneğin mesleği ile ilgili eğitimi Meslek Yüksek Okulunda alan ve bu okulun diplomasına sahip bir işçi, Tebliğe göre gerekli belgeye sahip değildir. Bilindiği üzere, 3308 sayılı Kanun çıraklık sistemi ve mesleki orta öğretimle ilgili yasal düzenlemedir. Üniversitelere bağlı Meslek Yüksek Okulları (MYO) 3308 sayılı Kanun kapsamında değildir. Tebliğe göre MYO mezunu işçiler, eğer Tebliğ’de belirtilen diğer belgelere sahip değilse, mesleki eğitim aldıkları alanlarda ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamayacaklardır. Keza üniversitelerin teknik bölümlerinden mezun olan ve fabrikalarda ağır ve tehlikeli sayılan işlerde çalışan işçiler için de aynı durum söz konusudur. İkinci olarak, yaygın mesleki eğitim veren birçok kurum ve kuruluş vardır. Ancak bu kuruluşlarca verilen belgeler, eğer eğitim MEB onayıyla düzenlenmiş bir eğitim değilse, kabul edilmeyecektir.
 
Belgelendirme ile ilgili üçüncü husus, alaylı öğrenmenin belgelendirilmesinin eksikliğidir. Ülkemizde işletmelerde ve işbaşında edinilen mesleki eğitimin belgelendirilmesi sistemi ne yazık ki henüz geliştirilememiştir ve bu nedenle işyerinde yapılan eğitimle ve işbaşı öğrenme ile kazanılan bilgi, beceri ve yetkinlikler belgelendirilememektedir.   
 
3. Mesleki eğitim zorunluluğunun getirdiği zorluklar
 
2008 yılında Gölcük tersanelerinde yaşanan ölümlü iş kazalarına “tepkisel bir önlem” olarak iş sağlığı ve güvenliği kapsamında getirilen bu düzenleme, binlerce işletme ve bu işletmelerde çalışan on binlerce işçiyi sıkıntıya sokmuştur. Ağır ve tehlikeli sayılan işlerde Tebliğin aradığı mesleki belgeye sahip olmayan kaç işçinin olduğu konusunda bir veriye sahip olmamakla birlikte bu sayının azımsanmayacak bir büyüklükte olduğu düşünülmektedir. 3308 sayılı Kanun kapsamında meslek lisesi diploması veya kalfalık veya ustalık belgesine sahip işçilerin dışındaki tüm işçilerin (ilkokul-üniversite mezunu dahil) gerekli belgeye sahip olmama ihtimali oldukça yüksektir. Ayrıca meslek lisesi mezunu ya da kalfalık veya ustalık belgesine sahip işçilerin meslekleri dışında bir işte çalıştırılması ihtimali, Tebliğin aradığı belgeye sahip olmayan işçi sayısını artıracaktır.
 
Bu konuda bir diğer zorluk, ağır ve tehlikeli sayılan işlerin bir kısmının mesleki eğitimlerinin örgün ve yaygın eğitim kurumları tarafından verilmemekte olmasıdır. MEB’e bağlı meslek liselerinde eğitimi verilmeyen, yaygın eğitim kurumlarında da eğitimi yapılmayan bazı işler Yönetmelik Ek:1 çizelgede ağır ve tehlikeli işler arasında yer almaktadır.
 
Ağır ve tehlikeli sayılan işlerde çalışanlara yönelik getirilen bu yeni düzenleme ile sanayi işletmelerinde çalışan binlerce işçi, mesleki anlamda yetersiz kabul edilerek bu kişilerin mesleki eğitimden geçirilmesi durumu ortaya çıkmıştır. Konuya kaynaklık eden sorun iş sağlığı ve güvenliği sorunudur. Ancak Bakanlık işçilere verilecek İSG eğitimlerinin dışında mesleki eğitim şartı koymuştur. Çalışanların sahip oldukları mesleki bilgi, beceri ve yeterliliklerin tespiti ve onaylanmasına olanak sağlamayan bu düzenleme ile ülkemiz sanayi işletmelerinin küresel rekabette nasıl ayakta kaldığı ve üretimlerini devam ettirdikleri hususu tamamen göz ardı edilmiştir.
 
Hiçbir geçiş dönemi öngörmeden getirilen bu düzenleme, küresel krizle başa çıkmaya çalışan sanayi işletmeleri ve işlerini korumaya çalışan işçiler açısından adeta bir kâbus gibidir. İşletmeler açısından belgesiz işçilerin belge için kurslara gönderilmesi, eğitim maliyeti ve zaman maliyeti olarak işletmelere yük getirecektir. Üstelik bu eğitim, gerçekte bir işe yaramayan ve sırf yasa istedi diye yapılan bir eğitim olarak algılanmaktadır. İşletmelerde halen çalışan ancak Tebliğde belirtilen belgeye sahip olmayan birçok işçi, yaptıkları işle ilgili gerekli mesleki bilgi ve tecrübeye sahip ve Tebliğ kapsamında verilecek bir eğitimin bu kişilere katkısı olmayabilir. On binlerce işçinin bir anda mesleki eğitime tabi tutulmalarının yaratacağı karmaşa ve kapasite sorunu da ayrıca düşünülmesi gereken bir diğer husustur.
 
4. TİSK-MEB Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolü           
 
Sorunu çözmeye yönelik önemli bir adım TİSK’ten gelmiştir. TİSK, MEB ile Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolü imzalayarak ağır ve tehlikeli sayılan işlerde çalışanların mesleki eğitimi konusunda son günlerin moda tabiri ile önemli bir açılım getirmiştir. Protokol TİSK’e bağlı işveren sendikalarına üye işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışan ve belgesi olmayanlara, belgeye yönelik gerekli eğitim ve belgenin verilmesini amaçlamaktadır. Protokole göre; TİSK ve MEB, ulusal ve yerel düzeyde düzenlenecek eğitim faaliyetlerinin türünü, süresini ve diğer planlama ve koordinasyon işlerini birlikte yapacaktır. MEB adına sekretarya görevi Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecektir. Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolünün içerdiği hususlar kısaca aşağıda özetlenmiştir.
Öncelikle Protokolün yürütülmesinden MEB adına merkezde ilgili genel müdürlükler, TİSK adına Genel Sekreterlik, taşrada ise millî eğitim müdürlükleri ile ilgili işveren sendikaları yönetimleri yetkili ve sorumlu kılınmıştır. Protokolün yürütülmesi için üst ve alt komisyon oluşturulmuştur. Üst komisyon; mesleki ve teknik eğitimden sorumlu Müsteşar yardımcısı başkanlığında ilgili birim amirleri ile TİSK temsilcisinden oluşan komisyonu; alt komisyon: İl Milli Eğitim Müdürünün başkanlığında, mesleki eğitimden sorumlu milli eğitim müdür yardımcısı/şube müdürü ile İşveren Sendikaları temsilcilerinden oluşan komisyonu tanımlamaktadır.
Üst komisyon yılda bir defa toplanıp,Protokol kapsamında yürütülen çalışmaları değerlendirirken alt komisyonlara önemli işlevler yüklenmiştir. Buna göre alt komisyon; Protokol çerçevesinde, ilgili mevzuat göz önüne alınarak, ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlardan geçerli belgeye sahip olmayanların veya belge sahibi olup mesleğini geliştirmek isteyenlerin mesleki bilgi, beceri, tutum ve davranış açısından sahip olduğu yeterlilik seviyesini, hangi seviyede eğitim alabileceğini, uygulanacak eğitim programını, yapılacak değerlendirme ve belgelendirme işlemlerinin yürütülmesine ilişkin çerçeve niteliğindeki kriter, ilke ve esasları belirler ve eğitim uygulama planını hazırlar. Eğitim öğretim faaliyetlerinin etkin yürütülmesini sağlar. Yapılan çalışmalara yönelik hazırladığı raporu sekretarya birimine bildirir.
Protokolün bir diğer hükmüne göre ise; Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından standardı yayımlanmamış mesleklerle ilgili kursların içeriği ve süresi; kursa katılacak personelin eğitim seviyesi ve niteliklerine göre işletmenin ve/veya sendikanın ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak şekilde, kursun verileceği okul müdürünün başkanlığında alan öğretmenleri ile sektör temsilcilerinden oluşacak komisyon tarafından belirlenecektir. MYK tarafından standardı yayımlanmış mesleklerle ilgili kursların içeriği ve süresi açısından ise ilgili standart dikkate alınacaktır. Esasında MYK’ca yayınlanan standartlarda o meslekle ilgili eğitim içeriği ve süresine ilişkin bilgi yer almamaktadır. Ancak burada kast edilenin o meslekle ilgili standartta yer alan gerekli bilgi ve becerilerin, eğitimin içeriği ve süresinin oluşturulmasında dikkate alınmasının olduğu düşünülmektedir.
Protokolün bu hükümlerine göre herhangi bir meslekte her işçi için tek bir eğitim içeriği ve süresi söz konusu değildir. İşletmenin talebi ve işçinin eğitim ve nitelik düzeyine göre aynı meslekte farklı içerik ve sürelerde kurs mümkün olmaktadır ki bu son derece olumlu bir yaklaşımdır. Zira işletmelerde mesleğinde uzmanlaşmış ve hatta o meslekle ilgili eğitim verebilecek düzeyde belgesiz işçiler olduğu gibi yaptığı işle ilgili mesleki eğitime ihtiyaç duyabilecek işçiler vardır. Keza aynı işi yapan ilkokul mezunu işçi de vardır meslek yüksek okulu mezunu işçi de. Bu nedenle farklı seviyedeki eğitim, bilgi ve becerilere sahip işçilere farklı içerik ve sürelerde eğitim imkânının getirilmesi isabetli olmuştur.
Ancak burada önemli sorun, farklı seviyedeki eğitim, bilgi, beceri ve yetkinliğe sahip işçilerin bu durumlarının tespiti ve buna uyan eğitim içerik ve sürelerinin tespitinin yapılması; daha doğrusu bu tespitin uygun ve adil olarak yapılmasıdır. İşletmeler ve işçiler açısından bu eğitimler genellikle bir yük ve angarya olarak algılandığından, tüm sanayi işletmelerinde farklı seviyedeki çalışanlar için adil ve eşit bir eğitim içerik ve süresi tespit etmek kolay görünmemektedir.
Kolay görünmeyen bu görev, Protokole göre şöyle yapılacaktır: Öncelikle alt komisyon tarafından işçinin mesleki bilgi, beceri, tutum ve davranış açısından sahip olduğu yeterlilik seviyesi, hangi seviyede eğitim alabileceği, uygulanacak eğitim programı ve belgelendirme işlemlerinin yürütülmesine ilişkin “çerçeve niteliğindeki kriter, ilke ve esaslar” belirlenecektir. Daha sonra okul müdürünün başkanlığında alan öğretmenleri ve sektör temsilcilerinden oluşacak bir komisyon kurulacak ve bu komisyon, işletmede belgesi olmayan “işçilerin eğitim seviyesi ve niteliklerini” göz önünde tutarak ve “işletmenin talebi” doğrultusunda eğitimin içeriğini ve süresini belirleyecektir.
Yerel düzeydeki kurslar, valilik onayına bağlı olarak okul/kurum müdürlükleri ile işveren sendikalarının işbirliğinde planlanıp uygulanacaktır. Okul ve kurum;  bünyesinde meslek kursu veya geliştirme kursu açılan ve gerek MEB’e bağlı ve gerekse TİSK’e bağlı sendikaların ve/veya vakıfların eğitim kurumlarını ifade etmektedir. Bu çerçevede MEB’e bağlı tüm örgün ve yaygın mesleki eğitim kurumları ile sendikalara ve/veya vakıflarına bağlı eğitim kurumlarından bu eğitimlerde yararlanılabilecektir.
İşveren sendikaları ve kursun yapılacağı okul/kurumların müdürlükleri arasında eğitimin uygulanmasına ilişkin detayların belirlendiği bir alt protokol hazırlanarak, valiliğin onayı ile uygulamaya konulacaktır.
Kurslarda verilecek teorik eğitimler okulda, pratik eğitimler ise gerekli görülmesi halinde iş güvenliği tedbirleri alınmak şartıyla işyerlerinde yapılabilecektir. İşletmede uygun eğitim birimi olması durumunda teorik ve pratik eğitimler, işletmenin eğitim biriminde verilebilecektir. Ayrıca, eğitimin organize edilmesinde işyeri ve işletmelerdeki çalışma düzeni ve gerekleri dikkate alınacak ve eğitimin mümkün olduğunca mesai saatleri dışında düzenlenmesine özen gösterilecektir. Bu düzenleme de işçilerin eğitime katılmasından kaynaklanan zaman ve üretim kayıplarının en aza indirilmesi açısından olumlu bir düzenlemedir. 
Meslek kursları modüler yapıda olacak; kursta, MEB tarafından hazırlanan modüller, Tebliğler Dergisinde yayımlanan temel ders kitapları, iş ve işlem yaprakları ile MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca uygun görülen diğer eğitim materyalleri ve ders notları kullanılacaktır.
 
Yapılacak eğitimlerin maliyetleri, çalışanın görev yaptığı işyeri veya işletme tarafından karşılanacaktır. Maliyetler, eğitici ve yönetici ücretleri, eğitim materyalleri, kursların okulda yapılması durumunda görevlendirilen büro ve temizlik işçilerine yapılan ödemeler ve okulun elektrik, su, ısıtma masraflarına katılma payından oluşmaktadır.
 
Kursiyerler kursun sonunda okul müdürlüğü ve TİSK uzmanlarından kurulacak değerlendirme komisyonu tarafından, kursta uygulanan eğitim programı kapsamından uygulamalı-teorik sınava tabi tutulacak ve bu sınavlardan; i. meslek kursuna katılıp başarılı olan kursiyerlere “Bitirme Belgesi”; ii. geliştirme ve uyum kursuna katılıp başarılı olan kursiyerlere "İşletmelerde Çalışan Personel İçin Açılan Geliştirme ve Uyum Kursu Başarı Belgesi" verilecektir.
 
5. Sonuç
 
5763 sayılı Kanunla getirilen ağır ve tehlikeli sayılan işlerde çalışanların işleri ile ilgili mesleki eğitim alma zorunluluğu hükmü ve buna yönelik uygulama esasları; sanayi işletmeleri ve işçiler açısından önemli sorunlar yaratmıştır. Kanun ile yıllardır ağır ve tehlikeli işlerde çalışan ve işi ile ilgili gerekli mesleki bilgi, beceri ve yetkinliğe sahip on binlerce işçi bir anda mesleksiz kabul edilerek bu kişilerin istihdamı yasaya aykırılık oluşturmuştur.
 
TİSK’in MEB ile yaptığı “Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolü”, işletmelerin ve işçilerin kâbusu haline dönüşen bu sorunu çözmeye yönelik önemli bir adımdır ve teşekkürü hak etmektedir. Protokol ile MEB’e bağlı eğitim kurumları ile TİSK’e bağlı sendikaların vakıf ve eğitim kurumları ve işletmelerin eğitim imkânları kullanılarak mesleki eğitim ve belgelendirme yükümlülüğünün yerine getirilmesinin yolu açılmıştır. Ayrıca Protokol; farklı eğitim, bilgi, beceri ve eğitim seviyesine sahip işçilere farklı içerik ve sürede eğitim verilmesi esnekliğini sağlamıştır. Bu esneklik çok yararlı ancak kolay bir olmayan uygulamadır. Bu süreçte Protokolle getirilen alt komisyonlara ve okullarda oluşturulacak komisyonlara ve tüm bu süreci yönetecek üst komisyon ile TİSK ve MEB yönetimine büyük iş düşmektedir.
 
MESS Eğitim Vakfı(MEV); İŞKUR, MEB ve işletmeler ile yaptığı işbirlikleri ile işsizlere ve çalışanlara yönelik mesleki eğitim vermekte ve düzenlenen belgeler Tebliğ kapsamında geçerli belgeler nitelindedir. Özellikle 5763 sayılı Kanun yürürlüğünden sonra MEV, sanayinin ihtiyacı olan meslekli işgücünü yetiştirmek ve bunların Tebliğ’de belirtilen belgeye sahip olmasını sağlamak için işsizlere yönelik yoğun mesleki eğitim faaliyeti içindedir. Bu tecrübelerden de yararlanarak ve MEB’e bağlı okul ve kurumlarla işbirliği dâhilinde MEV, işletmelerimizde ağır ve tehlikeli sayılan işlerde çalışan ancak gerekli belgeye sahip olmayan çalışanlarımıza yönelik eğitim programlarını düzenleyerek bu önemli sorunun çözüm ortağı olacaktır.
 

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30
< Eylül 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.