"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
"Üretken Yaşamlar İçin Kaliteli Eğitim" Ulrich ZACHAU

 

Ulrich ZACHAU
Dünya Bankası Türkiye Ülke Ofisi Direktörü
 
Üretken Yaşamlar için Kaliteli Eğitim
 
Dünya Bankası önümüzdeki on yıl için belirlediği eğitim stratejisini Nisan 2011’de açıkladı. Eğitim Sektörü Stratejisi 2020; öğrencilerin edindiği bilgi ve becerilerin ekonomik gelişme ve kalkınmaya katkısının altını çiziyor.
 
Raporu ve Stratejiyi özetler misiniz?
Eğitim Sektörü Stratejisi 2020, Dünya Bankası Grubu’nun önümüzdeki on yılda gelişmekte olan dünyada “Herkes İçin Öğrenme” hedefine ulaşma gündemini ortaya koymaktadır. Buradaki geniş hedef sadece okullaşma değil, öğrenmedir. Fazladan milyonlarca çocuğu okula çekmek büyük bir başarıdır. Dünya Bankası Grubu bu ilerlemeyi esas alarak, tüm ülkelerin “Herkes İçin Eğitim (EFA)” ve eğitim ile ilgili “Binyıl Kalkınma Hedeflerine (MDG)” ulaşmasına yardımcı olması konusunda desteğini artırmaya kararlıdır. Bununla birlikte, kalkınmanın ana belirleyicisi, neticede okul öncesi eğitimden işgücü piyasasına kadar bireylerin hem okulda hem de okul dışında ne öğrendikleri olacaktır. Banka’nın yeni 10 yıllık stratejisi, ülke düzeyinde eğitim sistemlerindeki reformları teşvik ederek ve bu reformlara yol göstermek için yeterince güçlü bir küresel bilgi tabanı oluşturarak bu geniş “Herkes İçin Öğrenme” amacına ulaşmayı hedeflemektedir.
 
Eğitimin kalkınmaya etkisi konusunda ne değişti? Dolayısıyla stratejide eskiye göre ne değişti?
Geçtiğimiz on yılda eğitimde kayda değer bir ilerleme sağlandı; daha etkili eğitim ve kalkınma politikaları ve ulusal yatırımların sürdürülmesi sayesinde fazladan milyonlarca öğrenci okula devam etmektedir. İlköğretim çağında olup okul dışında olan çocukların sayısı 1999 yılında 106 milyon iken 2008 yılında 68 milyona düşmüştür. En yoksul ülkelerde bile ilköğretimde ortalama okullaşma oranları yüzde 80’i ve ilköğretim tamamlama oranları yüzde 60’ı geçti. Banka Grubu, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde belirlenen son tarih olan 2015 yılına kadar ülkelerin tüm çocukların okullaşmasını sağlamalarına yardımcı olmaya kararlıdır. Bununla birlikte, dünya hızlı bir şekilde değişiyor: dünya genelinde 210 milyon kişi işsiz; ortaöğretim ve yükseköğretimdeki genç sayısında rekor bir artış var. Daha fazla beceri sahibi ve uyum sağlama yeteneğine sahip işgücü yetiştirmek rekabet gücü için giderek daha fazla önem kazanıyor. Dolayısıyla, gelişmekte olan ülkeler okullaşmadaki kazanımları daha iyi öğrenme sonuçlarına dönüştürmek durumundadır.
Strateji kişilerin edindiği “bilgi ve beceri”ye ve “eğitimin kalitesine” vurgu yapıyor. Bu yaklaşım değişikliğini açıklar mısınız?
Banka Grubu’nun yeni stratejisi, erişimi artırmanın da ötesine geçerek ülkelerin öğrenme kalitesini artırmalarına yardımcı olmayı öngörmektedir. Çünkü ekonomik büyüme, kalkınma ve yoksulluğu azaltma sadece sınıfta geçirilen yıl sayısına değil aynı zamanda insanların edindikleri bilgi ve becerilere de bağlıdır. Örneğin; öğrencilerin okuma ve matematik puanlarındaki bir standart sapma kadar artış —kabaca bir ülkenin performans sıralamasında orta düzeyden en iyi yüzde 15’e yükselmesi ile eşdeğer— yıllık kişi başına düşen GSYH artış oranında 2 puan, çok büyük bir artış oranı ile ilişkilidir. 
Yeni “Herkes İçin Öğrenme” atılımı, tüm çocukların hem okula devam etmeleri hem kendilerinin hem de ailelerinin sağlıklı ve üretken yaşamlar sürebilmesi için gerekli bilgi ve becerileri edinebilecekleri kaliteli bir eğitim almaları gerektiği anlamına gelmektedir. Düşük gelirli ülkelerde ve kırılgan devletlerde, demografik örüntüler, çocuklar ve 15 yaş altı gençler için bir yandan öğrenme fırsatlarını çoğaltmaya devam ederken, aynı zamanda bu fırsatların kalitesini iyileştirmeye ve daha fazla eğitim almak isteyenler için temel eğitim sonrasındaki eğitim hizmetlerini yaygınlaştırmaya büyük bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Orta gelirli ülkelerde, en acil ihtiyaçlar genellikle ortaöğretime ve yüksek öğretime erişimi artırmak, bu eğitim düzeylerinde öğrenme ve beceri sonuçlarını iyileştirmek ve bu sonuçlardaki eşitsizlikleri azaltmaktır.
 
 
Ayrıca Strateji erken çocukluk eğitimini ve okul sonrası öğrenmeyi öne çıkarıyor. Bunun bir sistem değişikliği gerektirdiğini söylüyorsunuz. Önerdiğiniz system yaklaşımı konusunda bilgi verir misiniz?
Yeni strateji;
1.      Sadece spesifik girdiler üzerinde değil, eğitim sistemlerinin bütünü üzerinde,
2.      Reform için bilgi birikimi oluşturma üzerinde
odaklanmaktadır. Sistemler üzerinde odaklanmak, eğitim sonuçlarının iyileştirilmesi önündeki engellerin tespit edilmesi ve kaldırılması anlamına gelir. Engeller; girdiler ve kaynaklar, kötü yönetişim, bilgi eksiklikleri veya sistem genelinde sonuçlar için hesap verebilirliğin olmamasıdır. Ayrıntılı sistem analizi ve bilgi ve verilere yapılacak yatırım, Banka Grubu’nun ve politika yapıcıların, farklı eğitim politikası alanlarının kalitesini değerlendirmelerine ve daha sonra yapılacak iyileştirmelerin en fazla getiriyi sağlayabileceği alanlar üzerinde odaklanmalarına olanak tanıyacaktır. Neyin işe yarayacağı ile ilgili bilgiye yapılan yatırımlar, sistemi işler hale getirmek için gereklidir ve bir izleme ve en iyi uygulamalardan öğrenme kültürünün oluşmasına yardımcı olacaktır. Eğitim reformları ve müdahaleleri ile ilgili bilgi üretmek için Banka Grubu şunları sağlayacaktır:
·        Sistem değerlendirme ve kârlılaştırma araçları ve verileri,
·        Öğrenci öğrenme sonuçlarının ve başarılarının değerlendirmeleri,
·        Etki değerlendirmeleri, politikalar ve müdahaleler için bilgi girdisi sağlayabilecek diğer araştırmalar.
 
Yeni eğitim stratejisinin öncelikleri ve temel ilkeleri nelerdir?
İlk olarak, Banka Grubu öğrenci öğrenme kalitesini iyileştirmek için ülkelerin bir bütün olarak eğitim sistemi reformlarını önceliklendirecek ve finanse edecektir. Eğitim sistemlerini güçlendirmek, herkes için öğrenme hedefi doğrultusunda öğretmen politikalarını, yönetişim, yönetim, finansman ve teşvik mekanizmalarını uyumlaştırmak anlamına gelir.
İkinci olarak, Banka Grubu yeni eğitim finansmanlarını sonuçlar ile eşleştirecektir. Strateji, öğrenci ve okul performansını iyileştirmek için sonuca dayalı finansmanı kullanan ve başka ülkeler için örnek teşkil edebilecek Bangladeş, Jamaika ve Vietnam’daki en son yenilikçi proje örneklerini ön plana çıkarmaktadır.
Üçüncü olarak, Banka Grubu eğitim reformu için yol gösterecek bir küresel bilgi tabanı oluşturacaktır. Banka Grubu eğitim reformunda neyin işe yaradığı ve neyin işe yaramadığı ile ilgili kanıtlanmış bir bilgi envanteri geliştirecektir. Eğitim reformundaki ilerlemeleri uluslararası en iyi uygulamalar ile karşılaştırarak, Banka Grubu ülkelerin reform çabalarındaki güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmelerine ve gelecekteki yatırımlarını daha iyi hedeflemelerine yardımcı olacaktır.
 
Eğitim ile işgücü piyasası arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi konusunda Bankanın önerileri nelerdir?
İşgücü piyasası ile uyum önemli bir amaçtır. Şu anda, gelişmekte olan ülkelerdeki birçok genç okulu terk ederek rekabetçi bir küresel ekonomide başarılı olmak için gerekli bilgi, beceri ve yeteneklere sahip olmadan işgücüne katılmaktadır. Yeni strateji, öğrenme üzerinde odaklanarak, sadece okullaşma ve tamamlama üzerindeki dikkati, okuldan çıkanların gerekli bilgi ve becerilere sahip olup olmadıklarına yönlendirecektir. Strateji işverenleri kilit paydaşlar olarak kabul etmektedir ve sonuçlar için hesap verebilirliği vurgulamaktadır. Kilit kalkınma ortakları ile işbirliği içerisinde, işgücü piyasası ile uyumlu beceri ve yetenekleri tespit etmeye ve ölçmeye yönelik bir çerçeve ve araçlar geliştireceğiz.
 
Yeni strateji ile Bankanın destek (teknik ve finansman) politikası değişecek mi? Mesleki eğitime ve/veya yaygın ve informal eğitime destek sağlayacak mısınız?
Orta gelirli ülkelerin Çin, Hindistan, Brezilya ve Türkiye’nin önderliğindeki çarpıcı yükselişi, birçok ülkenin daha yüksek nitelikli işgücü oluşturarak rekabet güçlerini artırma isteklerini yoğunlaştırmıştır. Teknolojik ilerlemeler iş profillerini ve becerilerini değiştirirken, aynı zamanda öğrenmeyi hızlandırmaya yönelik fırsatlar sunmaktadır. Görüldüğü gibi, gençleri işgücü piyasası için doğru beceriler ile hazırlamak gerekir.
Gençler ve işgücü piyasaları tarafından talep edilen becerilerin, genel ve mesleki müfredat arasındaki geleneksel ayrımın ötesine geçtiğini düşünüyoruz. Temel eğitimi gençlere iş ve yaşam için gerekli tüm temel becerileri edindirmek üzerinde odaklandırmak ve mesleki eğitim ile yüksek öğretimi bağlantılandırmak, mesleki ve genel eğitimi bütünleştirmenin iki yoludur. Genel müfredata daha fazla mesleki içeriğin dahil edilmesi ve mesleki müfredata mesleki açıdan daha anlamlı konuların (fen, matematik, dil) eklenmesi de önemli olacaktır.
 
Türkiye’nin eğitim sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Banka’nın strateji kapsamında Türkiye ile ilgili projeleri konusunda bilgi verir misiniz?
Türkiye son yirmi yıl içerisinde eğitimin iyileştirilmesi konusunda önemli bir ilerleme kaydetmiştir. Türkiye ilköğretimde neredeyse evrensel okullaşma sağlamıştır (net okullaşma oranı yüzde 98) ve ortaöğretimde net okullaşmayı önemli ölçüde artırmıştır (yüzde 70). Bu iyileşmeler, eşitsizliklerde önemli azalmalar ile birlikte başarılmıştır. İlköğretimdeki cinsiyet uçurumu ortadan kalmıştır. Ayrıca 15 yaş grubu öğrencilerin öğrenme sonuçlarını ölçen son PISA sonuçları (2009) Türkiye’nin 2006 yılından bu yana önemli ilerleme kaydettiğini göstermektedir. Türk öğrenciler aynı dönemde okuma, yazma ve matematik puanlarında diğer tüm OECD ülkelerinin öğrencilerine göre daha fazla iyileşme göstermiştir.
Bu etkileyici ilerlemeye rağmen, Türkiye’deki eğitim sistemi erişim, kalite ve eşitlik bakımlarından hâlâ bazı zorluklar ile karşı karşıyadır.
·        Erişim: İlköğretim öncesi, ortaöğretim ve yüksek öğretim kademelerinde önemli kapsama farkları mevcuttur (3-5 yaş grubunda okullaşma oranı yüzde 30; 18-23 yaş grubunda okullaşma oranı yüzde 30).  
·        Kalite: Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencilerin yüksek bir oranı okuma, matematik ve fen alanlarında en temel yeterlilik düzeyinin altında bir performans göstermektedir (sırasıyla yüzde 24, 42 ve 30) ve Türkiye’de 15 yaşındaki ortalama bir öğrenci OECD akranlarına göre bir tam okul yılı geridedir.
·        Eşitlik: Bölgeler, sosyoekonomik düzeyler ve cinsiyetler arasında eşitsizlikler devam etmektedir. Ortaöğretimde cinsiyet eşitsizlikleri mevcuttur (net okullaşma oranı erkekler için yüzde 73 iken, kızlar için yüzde 66’dır) ve ilköğretimde bölgeler ve sosyoekonomik düzeyler arasında eşitsizlikler mevcuttur. Öte yandan Fen ve Anadolu Liselerinin öğrencileri (daha çok varlıklı ailelerin çocuklarından oluşan bir azınlık) PISA testinde OECD ortalamasında veya daha yüksek performans gösterirken, genel liselerin öğrencileri (yoksul ailelerin çocuklarını da içeren bir çoğunluk) OECD ortalamasının oldukça altında bir performans göstermektedir.  
Becerileri artırmak için, öncelikle güçlü bir temel oluşturarak (erken çocukluk eğitimi yoluyla), temel becerileri vererek (temel eğitim yoluyla) ve daha sonra orta öğretim ve yüksek öğretim yoluyla iş ile ilgili becerilerin oluşturulması gerekir. 61. Hükümet bu alanların çoğunda önemli ilerlemeler kaydetmektedir ve bu başarılar esas alınarak daha fazla reform yapılması gerekmektedir. Türkiye’nin yaşadığı kalkınma sürecinin ve eğitim sisteminin bu aşamasında, uluslararası deneyimler aşağıdaki beş alanda politika reformlarının ve yatırımların önceliklendirilmesini desteklemektedir; kaliteli erken çocukluk eğitiminin (EÇE) yaygınlaştırılması, öğretmen kalitesinin iyileştirilmesi, eğitimin finansmanının ve hesap verebilirliğinin güçlendirilmesi, yüksek öğretimde kalite güvencesinin güçlendirilmesi, beceri yükseltme fırsatlarının sunulması.
 

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30
< Eylül 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.