"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
"Geleceği Düşleyin" Bahçeşehir Üniversitesi'ni Kurarken Biz de Bir Düşle Yola Çıktımıştık diyor Yücel. Bir Eğitim Gurusu, Vizyoneri ve Lideri O. Biz Sorduk, Enver YÜCEL Yanıtladı.
Enver YÜCEL
Bahçeşehir-Uğur Eğitim Kurumları Kurucusu
Nahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı
 
Öğrenciyken dershanecilikle başladığınız, eğitim faaliyetinizi anaokulundan üniversiteye geniş  bir yelpazeye yaydınız ve Türkiye’nin en önemli eğitim kurumlarından biri  olmayı başardınız. Bize kısaca faaliyetlerinizi özetler misiniz? Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları nelerdir, kaç öğrenciniz var? Yurt dışı faaliyetleriniz nelerdir?
Bahçeşehir Uğur eğitim kurumlarının ilk temelini 1968 yılında öğrenciyken devir aldığım iki odalı Lalelide bulunan Uğur Dershaneleri’nde attım. yani ilk faaliyetim dershanecilikti. Dershanemiz şu anda 200 yakın şubesi ile Türkiye’nin her yerinde faaliyet gösteriyor. 5 bin öğretmeni 150 bine yakında öğrencisi var. Daha sonra 1994 yılında Bahçeşehir Kolejlerini açtık öyle bir kolejimiz olsun ki dünya standartlarında eğitim yapsın istedik. Amacımız asla ve asla günlük politikalar eğitimin problemlerinden faydalanmak olmadı amacımız hep bu problemlere kendimizce çözüm üretebilen yapılar kurmak oldu. İşte Bahçeşehir kolejleri bugün bu anlayışla 20 kampusa ulaştı hem Van’da hem İstanbul’da eğitim yapıyor ikisinde de aynı kalitede aynı anlayışla çalışıyor. İşte Türkiye’nin problemi de bu kaliteli eğitimi her tarafa yayamıyoruz. Bahçeşehir kolejleri olarak yeni ve büyük bir işe imza atıyoruz. Dünyanın en büyük yatırım fonu ABD menşeyli Carlyle Group ile yatırım ortaklığına gidiyoruz. Yönetim ve eğitim bizim kontrolümüzde olmak üzere önümüzdeki üç yıl içinde 70 kampusa yurt içi ve yurtdışında Bahçeşehir kolejleri açacağız. Daha fazla insanı kaliteli eğitimle tanıştıracağız. 1998 yılına geldiğimizde bu kocaman yapının neden üniversitesi olmasın dedik ve 12 yılda Türkiye’nin en büyük üniversiteleri arasına giren uluslar arası bağlantıları en fazla olan üniversitesini yarattık. 12 yılda 15 bine yakın öğrenci 6 fakülte, yılda yüze yakın bilimsel toplantı konferans yapan. bir ucu ABD’de bir ucu uzak doğuda bir üniversite yarattık. şimdi bu üniversiteye Türkiye’de benzeri olmayan bir tıp fakültesi ve öğretmen yetiştirmede vizyon sahibi bir eğitim fakültesi açıyoruz. 2006 yılında Türkiye’nin en büyük eğitim projelerinden birisi olan Bahçeşehir kolejleri fen ve teknoloji lisesini açtık. amacımız Türkiye’nin bilim insanlarını yetiştiren ve dünyada çok az benzeri olan okulu kurmaktı kurduk. buraya aldığımız öğrencileri tam burslu cep harçlığını da karşılıyoruz. Dünya’da nerede ne varsa bu öğrencilere aktarıyoruz. Bu okul benim bu ülkeye en büyük armağanımdır. Yurt dışında ülkemiz adına önemli işler yapıyoruz. ABD’nin başkentinde Fulbirght dil okulumuz var, Berlin’de okul kuruyoruz. İsviçre Lozan’da kampusumuz var.
    Bu gün geldiğimiz noktada 200 bin öğrencisi, 10 bin çalışanı ve farklı ülkelerde konumlanmış kurumlarımız var.
  • 36 yıldır eğitim dünyası içindesiniz. Sizce Türk eğitim sisteminin temel sorunları nelerdir?
Türkiye’de eğitimin en büyük problemi kaliteli eğitim sunulamaması ve eğitim içinde özel sektörün payının %2 gibi çok çok küçük kalmasıdır. bu neyi doğruyor rekabet yok, verimlilik yok. eğitimi planlayanda, yapan da denetleyen de devlet bu olmaz. o zaman hata yaparsınız. bu sistemi değiştirmek lazım. eğitim kurumlarının akreditasyonu yok eğitim vermek için kişilerin ve kurumların akredite olması lazım. Sonuçta sistemin verimliliğinin denetlenmesi ve ölçülmesi lazım, Özel öğretimin desteklenmesi lazım, özel öğretim devletin yükünü hafifletiyor ama sanki suç işliyor gibi sürekli yük bindiriliyor. teşvik hiç yok. Ayrıca dünyayı izleyemiyoruz. kendi içimize kapalı bir eğitim sistemimiz var.
  • Eğitimde başarısız ve başarılı olduğumuz alanlar nelerdir? Neleri iyi yapamıyoruz ve neleri iyi yapıyoruz?
En başta verimliliği ve performansı ölçemiyoruz. Çocuklarımızı tanımak yerine sabit bir eğitimden geçirip bireysel farkları ortaya çıkaramıyoruz. böyle olunca da farklı olanları yok etmiş oluyoruz. Düşünmeyi, beceriyi ve yaratıcılığı destekleyen bir sistemimiz yok. Okullarımız çok verimsiz, sınavdan korkuyoruz. Mesleki eğitimde halen 30 yıl önceki felsefeyi hedef koyuyoruz. Dünya daha uzun temel eğitimden bahsederken biz halen 13-14 yaşındaki çocuğu mesleki eğitime o da tesadüfen yönlendirmeye çalışıyoruz.
İyi tarafları eğitime inanıyoruz. Ceketini satıp çocuğunu okutmak isteyen velilere sahibiz. Eğitim talebinde olan genç ve istekli bir nüfusa sahibiz. Son dönemde eğitimi yönetenler iyi, yeni bakanımız çok başarılı işlere imza atacak gibi. Yeni üniversitelerimiz, özel öğretime son dönemde destek verilmeye niyet edilmesi tabii ki iyi taraflarımız.
  • Okul –Sanayi işbirliğinin önemini her fırsatta vurguluyorsunuz ve bu konuda özellikle Üniversite bünyesinde co-op gibi örnek faaliyetleriniz var? Bu konudaki düşünceleriniz ve sanayi ve eğitim dünyasına önerileriniz nelerdir?
Biz eğitimde yaparak yaşayarak öğrenmenin ve yetiştirilecek öğrencinin nasıl olması gerektiği konusunda iş dünyasının beklentilerine göre neler yapıldığını inceledik gördük. Çünkü eğitim iki amaçla yapılır birincisi yaşam becerilerini geliştirmek ikincisi ise iş yaşamına hazırlık amacıyla. Bu anlamda bizim eğitim sistemimiz ikisini de yapamıyor. biz okullarımızda yaşam becerisini geliştirme ve öğrenciye vizyon oluşturma eğitimlerine çok önem veriyoruz.Ancak verilecek eğitimin özelikle de üniversite seviyesinde iş dünyasından bağımsız olması düşünülemez. Mühendislik eğitimini düşünün ülkemizde teori verilerek mezun edilen ama tornavida dahi tutamayan bir sürü mühendis var. aynı şekilde hasta görmeyen doktor var. bu anlamda dünyayı incelediğimizde co-op programını gördük. şu anda üniversitemizin 250 civarında partner şirketinde öğrencilerimiz iş eğitimi alıyor. Üniversite bünyesinde 50 ye yakın markalı derslerimiz var. şirket temsilcilerinin ve iş adamlarının anlattığı dersler var. Haziran ayında bu alanda dünya çapında en büyük kongreyi de üniversitemizde yapacağız. iş yaşamını üniversitelere sokmamız eğitimde söz sahibi yapmamız lazım. Biz bunu yapıyoruz.
  • Bahçeşehir Üniversitesi mesleki ve teknik eğitime önem veren üniversitelerin başında geliyor? Sizi mesleki eğitime yönelten nedenler nelerdir?
Biz mesleki eğitime meslek yüksekokulu bünyesinde kurduğumuz daha sonra benzerini YÖK’ün de kurduğu METGEM ile destek veriyoruz. mesleki eğitimi meslek liselerinde yapılan eğitim olarak görmüyoruz. biz mesleki eğitimi iş dünyasının istediği adamı yetiştirmek olarak görüyoruz. bu amaçla mezun olduğunda yapabileceği işe karar vermiş öğrenciler yetiştirmek ve iş yapan mezunlar yetiştiriyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunu zaten kalifiye eleman ve buna bağlı yanlış istihdam politikalarıdır. biz bunun sebebinin eğitim ile hayatın bağdaştırılamaması olduğunu düşünüyoruz. Co-op ile bunu başardık. Türkiye’de ilk kez bu işe çözüm ürettik zorlamayla değil eğitim içeriğinde zevkli ve öğrencilere artı değer katan bir eğitim yarattık.
§         Mesleki eğitim konusunda eğitim politikası ve uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’nin ne yapması lazım?
 
Mesleki eğitimi meslek liseleri ile bağdaştırmak en büyük hatamız. Mesleki eğitim sadece meslek liseleri ile sınırlandırılacak kadar basit bir sorun değil. Nihayetinde herkes bir mesleğe sahip olmak istiyor. Aslında eğitimin tamamında yaşam becerileri kazandırmak vardır. bu da kişinin kendini tanıması ve yapabileceklerini fark etmesine yol açar. bu süreçten sonra kişinin hangi mesleğe yöneleceğine karar vermesi daha doğru bir süreçtir. Zaten öğrencinin kendini tanımasını, yapabileceklerine ve yetneklerine hakim olmadan verilen mesleki eğitim boşa giden yatırımdır. Dolayısıyla Türkiye’nin meslek liselerini kaldırıp öncelikle 12 yıllık temel eğitim vermesi bu temel eğitimin bitiminde 3 yıllık mesleki eğitim veya daha fazla yıllık akademik eğitimi yönelmesi şarttır. meslek liseleri bu haliyle faydadan çok zarar vermektedir sisteme. bu onların da suçu değildir iş yaşamından kopuk, staj ve yenilikere yönelmeyen bir sistem başarılı olamaz.
 
§         Dünya ile karşılaştırıldığında Türkiye genç nüfus avantajına sahip. Bu avantajı değerlendirebiliyor mu? Ne yapmak gerekiyor?
Genç nüfus tabii ki avantaj ama doğru eğitimi doğru yönü veririnseniz, Bir nehir düşünün eğer suyu doğru yönlendirmezseniz sel olur herkese ve her şeye zarar verir. ama doğru yönlendirirseniz hayatınızı kolaylaştırır. işte genç nüfus avantajdır ama eğitilirse avantajdır. Biz bu insanlara iş bulmaya çalışıyoruz istihdam yaratmaya çalışıyoruz ama bunları daha iyi eğitmek için yatırımlar yapmayı denesek daha iyi sonuç alacağızımızı düşünüyorum.
 
§         Bu sektöre girmek isteyen müteşebbislere önerileriniz nelerdir?
Eğitim çok önemlidir. bu ülkede eğitime yatırım yapan iş adamı sayısı ve kalitesi artmalıdır. çünkü ülkenin geleceği eğitimdedir. biz fındık fıstık satarak zengin olamayız. bilgi üreten ve bilgiyi teknolojiye dönüştüren ülkeler zengin oluyor. bu yüzden eğitim yatırımı ticari olarak karlı olmasa da ülke açısından hayati öneme sahiptir. şunu da unutmamak lazım devletin %98’inin yürütmeye çalıştığı eğitim belli ki iyi gitmiyor. o halde her yurttaşa görev düşüyor. iş adamlarına önerim eğitim kurumlarına sahip çıksınlar eğitime yatırım yapsınlar. eğer yapmıyorlarsa çocuk okutsunlar ama rastgele değil gelecekte bu ülkeye katma değer saülayacak çocuklara yönelsinler. bir de iş adamlarımız eğitime desteği okul yapmak arsa vermek olarak görüyorlar oysa günümüzde eğitim için mekandan daha önemlisi içeriktir. iş adamlarımız var olan projelere destek olsunlar örneğin bizim fen ve teknoloji lisemiz var biz burada Türkiey’nin geleceği olan çocukları okutuyoruz burslu hatta cep harçlığı bile bizden. bu çocuklara destek verecek bu okula daha fazla çocuk almak için iş adamlarından destek alabiliriz. eğitime katkı budur dünya da da böyle yapılıyor zaten.
 

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30
< Kasım 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.