"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
İŞ-YAŞAM DENGESİNİ TUTTURAMIYORUZ

 İş- Yaşam Dengesini Tutturamıyoruz

Necdet KENAR

 

İş ile iş dışındaki yaşam tarzımız (aile, dinlenme, eğlence, hobiler) arasında en uygun öncelikleri belirleme olarak tanımlanabilecek iş-yaşam dengesi, bir yaşam kalitesi göstergesi olarak değerlendiriliyor ve ülke bazında ölçülüyor.  AB araştırması, Türk çalışanların iş-yaşam dengesini tutturamadığını gösteriyor.

Dublin’de bulunan AB kuruluşu Eurofound, AB ve aday ülkelerde yaşam kalitesini belirli aralıklarla ölçüyor.  Eurofond’un “3. Avrupa Yaşam Kalitesi Araştırması, 2012” sonuçları, Eylül ayında yayınladı. Her ülke için ayrı yapılan araştırmada yaşam kalitesi göstergeleri olarak; “kişisel saadet algısı, fiziksel ve ruhsal sağlık, hayat standardı, iş-yaşam dengesi, kamu hizmetlerinden memnuniyet, güven ve sosyal stres, katılım ve sosyal dışlanma” ölçülüyor.  İş-yaşam dengesi ölçüm kriteri olarak çalışanlara “bir yandan çalışırken diğer yandan aile ve evle ilgili sorumluluklarını yerine getirmede sorun yaşayıp yaşamadıkları” soruluyor.

Her yüz çalışan kadından 80’i iş-yaşam dengesinde sorun yaşıyor

Araştırmada Türkiye’de çalışanların kadınlarda %80’i, erkeklerde %75’i iş-yaşam dengesini tutturmada sorun yaşadıkları cevabını verdi. AB 27 ortalaması kadınlarda %59, erkeklerde %54. En az sorunlu çalışanlar, kadınlarda %44, erkeklerde %39 ortalama ile İtalyanlar. Türkiye, Güney Kıbrıs ve Sırbistan’ın ardından 34 ülke arasında 3.  en sorunlu ülke.

Ev işleri çalışan kadının sırtında  

İş dışındaki yaşamın önemli kısmını ev-aile işleriyle ilgili sorumluluklar ve yükler oluşturuyor. Bu sorumlulukların ve getirdiği yükün aile fertleri içindeki paylaşımı, iş-yaşam dengesini belirlemede önemli rol oynuyor. Türkiye’de ev işleri büyük çoğunlukla kadının sorumluluğunda; kadın ve erkeklerin ev işlerine katkısı arasındaki fark, 72 puan. Genelde Avrupa’da da ev işlerinde kadın erkeğe göre daha aktif ancak fark AB ortalaması için 30 puan. Ev işleri paylaşımında Avrupa’nın en adil ülkesi, 11 puan farkla Finlandiya.

Ev işlerinin kadının üzerine kalması kadını çalışma hayatının dışına itiyor. Türkiye’de çalışma yaşındaki kadınların %70’i işgücü dışında. Kadının işgücü dışında olmasının tek nedeni yok elbette;  geleneksel, kültürel, eğitim, din gibi birçok neden var. Ancak, toplumda genelde dışarıda çalışma ve eve ekmek getirme rolü erkeğe verilirken kadının rolü, evde temizlik, çamaşır, ütü, yemek gibi ev işleri ile çocuk, yaşlı ve özürlü bakım hizmetleri. Nitekim bekâr kadınlarda çalışma oranı evli kadınlardan, evli kadınlarda çalışma oranı evli ve çocuklu kadınlardan daha yüksek. Evlilik kadını iş hayatından uzaklaştırıyor. İş Kanunu bile evlilik durumunda kadının işten ayrılmasını kıdem tazminatı açısından haklı bir neden olarak görüyor(erkeğin böyle bir hakkı yok). İşte bu rol paylaşımı, kadın istihdamının önünde en büyük engel.

Kadın esnek çalışma istiyor

İşgücü dışındaki kadınların %58’i, çalışma saatlerini kendileri seçmeleri halinde ücretli çalışmak istediklerini ifade ediyorlar. Bu ciddi bir oran. Kaba bir hesapla, ev işleri nedeniyle çalışmadığını beyan eden kadın nüfus 11 milyon civarında ve bunun %58’i olan 6,4 milyon kadın, çalışma koşulları tercihlerine göre belirlenecek yapıda esnek olsa işgücüne girmek istiyor.

Esasında çalışma biçimlerinde esneklik yönündeki değişiklikler ve kadının daha eğitimli hale gelmesi nedeniyle son 8 yılda kadın istihdamında ciddi bir artış var. 2004 yılında kadın istihdamı 5 milyon 47 bin ve bunların sadece %49’u tarım dışı sektörlerde iken, 2012 yılında kadın istihdamı 7 milyon 309 bin ve bunların %67’si tarım dışı sektörlerde. Sekiz yılda tarım dışı sektörlerde çalışan kadın sayısı % 96 artmış; erkeklerde artış %10.

Koşullar kadın tercihine göre daha esnek olsa bu artış, daha yüksek olacak. Nitekim AB’de her üç kadından biri (%31,4) part-time/kısmi süreli çalışıyor (part-time çalışan erkek oranı sadece %7,4).  Kısmi süreli çalışma, evden çalışma, geçici çalışma gibi esnek çalışma koşullarının önündeki engeller kaldırılsa, mevzuat bu çalışmaları destekler şekilde düzenlense ve ayrıca iş süreçleri ve düzenlemeleri bu esnekliği destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılsa, kadın istihdamı daha fazla artacak. Son söz; daha esnek çalışma süreleri ve iş sözleşmeleri, daha çok kadın istihdamı ve daha iyi bir iş-yaşam dengesi sağlıyor.

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30
< Eylül 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.