"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
YÜKSEK ÖĞRETİMİN ARTAN CAZİBESİ

 YÜKSEK ÖĞRETİMİN ARTAN CAZİBESİ

Necdet KENAR

 

Yükseköğretime ailelerin ve öğrencilerin talebi her geçen yıl artıyor. Bu talebi karşılamaya yönelik yükseköğretim arzı da yeni açılan devlet ve vakıf üniversiteleri ile sürekli artıyor.  Bu sene 1 milyon 805 bin öğrenci YGS sınavına girdi, 785 bin aday LYS’de tercih hakkı kazandı. Yoğun talebin en önemli nedeni yükseköğretimin getirisi. İstatistikler üniversite mezunlarının hem istihdam hem de ücret açısından diğer eğitim gruplarına göre çok daha şanslı olduğunu gösteriyor.

İşgücü piyasasında yükseköğrenim farkı

TÜİK 2012 yılı verilerine göre, istihdam oranları açısından baktığımızda istihdam oranı en yüksek grup %71.1 ile yüksek öğrenimli işgücü. İstihdamda ikinci şanslı grup, %58,1 istihdam oranı ile meslek lisesi mezunları. Genel lise mezunları %45,8 ve ilköğretim mezunları %40,8 istihdam oranlarına sahip.

Yükseköğrenim, kadınların istihdamında erkeklere göre daha fazla fark yaratıyor. Erkeklerde yükseköğrenim mezunlarının istihdam oranı %79, lise mezunu istihdam oranı %61; aradaki fark 18 puan. Kadınlar açısından yükseköğrenim mezunu istihdam oranı  % 60,5, lise mezunu istihdam oranı %24,8; aradaki fark 35,7 puan. Kız çocuklarında yükseköğretim çok daha fazla fark yaratıyor.

Ücret açısından da yükseköğrenim mezunları diğer öğrenim gruplarına göre çok daha iyi durumda. TÜİK 2010 verilerine göre, yükseköğrenim mezunlarının ücretleri ortalamada lise mezunlarının ücretlerinin iki katının üzerinde (%108 daha fazla).

OECD ülkelerinde yükseköğretimin getirisi

OECD ülkelerinde de yükseköğrenim mezunu olmak istihdam şansını artırıyor. OECD’nin “Eğitime Bir Bakış 2013” (Education at a Glance 2013) raporuna göre, OECD ülkeleri genelinde üniversite mezunlarının %80’i istihdamda iken lise mezunlarının istihdam oranı %70. Eğitim işsizlik oranlarını da etkiliyor. OECD genelinde işsizlik oranı üniversite mezunlarında %4.8 iken lise mezunlarında  %7,3. Genel olarak iyi işler de üniversite mezunlarına gidiyor. Üniversite mezunlarının %75’i tam süreli işlerde çalışıyorken lise mezunlarında bu oran %71.

Bütün OECD ülkelerinde üniversite mezunları lise mezunlarından daha çok kazanıyor. Ülkeler arası ortalama üniversite mezunu ücretleri, lise mezunu ücretlerinin 1,5 katı ile 2 katı arasında değişiyor. Özellikle yaş ilerledikçe üniversite mezunları ile lise mezunları arasındaki ücret farkı daha da açılıyor.

Özetle, yüksek düzeyde eğitim ve beceri daha iyi istihdam şansı ve koşulları ile daha yüksek ücret sağlıyor. Son on yıllık eğilim yükseköğretimin getirisinin arttığı yönünde. Önümüzdeki yıllarda da bu eğilimin devam edeceği tahmin ediliyor. Ekonomiler daha yüksek eğitimli ve daha becerili işgücüne ihtiyaç duydukça gelir farkları, yüksek öğrenimliler lehine açılıyor. Ülkeler arasındaki eğitime dayalı ücret farkları, piyasanın nitelikli işgücüne talebi, asgari ücret, sendika, toplu sözleşme ve eğitimli işgücü arzına göre değişiyor.

Ancak alanı ve bölümü ne olursa olsun tüm üniversite mezunlarının daha iyi işgücü piyasası ücret avantajında yararlandığını söylemek doğru değil. Mezun olunan alana göre istihdam şansı ve ücretler farklılaşıyor.  Genelde teknik bölüm mezunları (örneğin doktorluk ve mühendislik) sosyal bölüm mezunlarına göre daha fazla istihdam olanağına ve ücrete kavuşuyor. Örneğin Türkiye’de 2012 yılına göre veterinerlik, sağlık ve mühendislik bölümü mezunlarının istihdam oranları sırasıyla %84,3, %83,3 ve %79 iken sanat ve gazetecilik bölümü mezunlarının istihdam oranları sırasıyla %60,2 ve %58,5.

Özetle yükseköğretim kişilere ve toplumlara hem finansal hem de refah açısından hatırı sayılır faydalar sağlıyor. Kişi açısından işgücü piyasasında daha iyi iş olanakları, düşük işsizlik riski ve daha yüksek ücret. Toplum açısından daha az sosyal harcama ancak daha çok vergi. Bu nedenle gerek bireylerin ve gerekse devletin üniversite eğitimine artan oranda yatırım yapmaları ve kaynak ayırmaları çok anlaşılabilir bir tutum. Hatta işgücü piyasası verileri üniversite eğitimine devletin, ailelerin, bireylerin,  özel sektörün ve STK’ların daha da fazla kaynak ayırması ve yatırım yapması gerekliliğini vurguluyor. 

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30
< Eylül 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.