"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
TÜRKİYE'DE MESLEKİ EĞİTİM VE MYO'LAR

 Türkiye’de Mesleki Eğitim ve Meslek Yüksekokulları

Dr. Necdet Kenar

Mesleki ve teknik eğitim, farklı ülkelerde farklı sistemler altında farklı biçimlerde gerçekleşmektedir. Ancak hemen her ülkede mesleki eğitim 3 temel bölüm altında yapılanmıştır: Örgün eğitim, yaygın eğitim, enformel (alaylı) öğrenme.  Ülkemizde meslek eğitimi, örgün mesleki ve teknik eğitim, yaygın eğitim ve çıraklık eğitimi yoluyla verilmektedir. Örgün mesleki eğitim, orta öğretim kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı 4 yıllık mesleki ve teknik liseler ile üniversitelere bağlı 2 yıllık meslek yüksekokulları tarafından verilmektedir. Bu yazımızda örgün ve yaygın mesleki eğitim kapsamında meslek yüksekokulları incelenecektir. 

1.      Meslek Yüksekokulları

Meslek Yüksekokulları (MYO) orta öğretimden (lise) sonra üniversiteler bağlı 2 yıl eğitim veren okullardır. 1974-1975 öğrenim yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak açılmaya başlanan  MYO’lar  1981 yılında yayınlanan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile yükseköğretime bağlandı. 13/2/2011 tarihli 6111 sayılı Kanunla değişen şekli ile  “Meslek Yüksekokulu; belirli mesleklere yönelik nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan, yılda iki veya üç dönem olmak üzere iki yıllık eğitim-öğretim sürdüren, ön lisans derecesi veren bir yükseköğretim kurumu” olarak tanımlanmıştır. Yine aynı kanunla değişen tanımı ile  “Ön Lisans; ortaöğretim yeterliliklerine dayalı, en az iki yıllık bir programı kapsayan nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan veya lisans öğretiminin ilk kademesini teşkil eden bir yükseköğretimdir.”

Meslek Yüksekokulları Devlet ve Vakıf üniversitelerine bağlı olarak kurulabildiği gibi doğrudan Vakıf MYO’da kurulabilir. Ayrıca İçişleri Bakanlığına bağlı Polis Meslek Yüksek Okulları ve Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı Astsubay Meslek Yüksek Okulları mevcuttur. Bunları diğer MYO’lar olarak sınıflandırmak mümkün.  Sayısal olarak MYO’lara baktığımızda, 2011 verilerine göre üniversitelere bağlı olan ve olmayan tüm  MYO’ların toplamı 687’dir.

Bu okullarda 2011 itibariyle öğrenci sayısı yaklaşık 615 bindir ki toplam yükseköğretim öğrenci sayısı içinde yaklaşık %30’luk bir orana tekabül eder. Yükseköğretimde her 10 öğrenciden 7’si lisans 3’ü MYO öğrencisidir. Dünyada belli başlı ülkeler ortalamasının %28 olduğu dikkate alınırsa Türkiye, ortalamanın biraz üzerinde. Her 10 meslek lisesi öğrencisine karşılık da 3 MYO öğrencisi var.  Öğrenci sayısı açısından %91,2’lik oranla en fazla MYO öğrencisi devlet üniversitelerine bağlı MYO’larda. Toplam MYO öğrencileri içinde Vakıf Üniversitelerine bağlı MYO’ların payı %5, Vakıf MYO’ların payı %0.62, diğer MYO’ların payı  %3,2.

Sayısal açıdan değerlendirildiğinde MYO’lar, yükseköğretim içinde mesleki eğitim içinde ve dünya karşılaştırılmasında iyi bir konumdadır. Ancak eğitim kalitesi açısından iyi demek ise maalesef mümkün değil. Zira MYO’larda öğrenci başarı düzeyi oldukça düşük. Kabaca kayıtlı öğrencilerin yarısı mezun olurken, diğer yarısı okulu uzatıyor ya da okulu bırakıyor.

2.      Değerlendirme

Hemen her konuda olduğu gibi MYO’lar konusunda da genelleştirmeler yapmak ve genel değerlendirmelerde bulunmak çok doğru olmayabilir. Örneğin devlet üniversitelerine bağlı MYO’lar ile Vakıf üniversitelerine bağlı MYO’lar hakkında değerlendirme farklı olabilir; keza Polis MYO’ları  ile Astsubay MYO’ların nitelikleri diğerlerinden farklılık arz edebilir. Ayrıca alan ve türleri itibariyle (örneğin sağlık-teknik-sosyal) MYO’ların değerlendirilmesinde genelleştirme yapmak doğru sonuçlar vermeyebilir. Hatta farklı devlet üniversitelerine bağlı farklı MYO’lar arasında da kalite ve başarı açısından farklılıklar söz konusudur ve bu genel değerlendirmeyi zorlaştırır.  Tüm bu çekincelere rağmen MYO’lar hakkında aşağıdaki genel değerlendirmeler yapılabilir.

MYO’lara yönelik en temel eleştiri, aynı zamanda mesleki eğitimin geneline yönelik yapılan eleştiridir; “iş dünyasının beklentilerine uygun insan gücü yetiştirilmesinde yetersizlik”. MYO’lar neden iş dünyasının taleplerini karşılayacak düzeyde eğitim veremezler? MYO’larda yanlış giden nedir? Bu yanlışları düzeltmek için neler yapılıyor? Neler yapılması lazım?

a.      MYO’larda öğrenci kalitesi

Genelde bir okulun başarısı değerlendirilirken başarıdaki en önemli payın okulun öğrencilerine ait olduğu söylenir. Okullarına gelen öğrenci niteliğinin düşüklüğü MYO öğretim üyelerinin en başta gelen yakınmasıdır. MYO’lara giriş sınavlı ve sınavsız olmak üzere iki çeşittir. Genel orta öğretim (lise) mezunları YGS (Yükseköğretim Geçiş Sınavı) ile girerken mesleki ve teknik ortaöğretim mezunlarına 2002 yılında 4702 sayılı yasayla sınavsız giriş hakkı verilmiştir. Sınavsız geçiş bu okullarda zaten var olan öğrenci kalitesi sorununu daha da büyütmüş. Sınavsız geçiş uygulaması orta öğretimde başarıları zayıf olan öğrencileri MYO’lara yöneltmekte. Bu öğrencilerin başarısızlıkları MYO’larda da devam ediyor.

Öğrenci niteliğine yönelik eleştiriler mesleki ve teknik ortaöğretime giriş için de yapılmaktadır. İlköğretimden meslek liselerine gelen öğrencilerin Türkçe, matematik ve fen bilgileri konusunda temel bilgilerden yoksun olduğu ve bu bilgileri orta öğretimde de alamadan mezun oldukları; MYO’lara sınavsız geçen bu öğrencilerin çok zorlandıkları ve önemli bir bölümünün eğitimi tamamlayamadıkları öğretmelerin eleştirileri arasında.

Sınavsız geçişin kaldırılması zayıf öğrencilerin MYO’lara geçişini engelleyerek öğrenci niteliğini yükseltir kuşkusuz. Ancak bu yöntemin doğru olup olmadığı tartışılır. Öncelikle, üniversite giriş sınavı genel olarak eleştiri altındadır ve kaldırılması önerilmektedir. İkincisi, yükseköğretim hakkının isteyen herkese tanınması ve erişimin olanaklı olması doğru olandır. Üçüncüsü, zayıf öğrenci sorununu bu öğrencilerin üst eğitime geçişlerini engellemek yerine ilköğretimde ve orta öğretimde eğitim kalitesinin artırılması ile çözmek doğru olandır.

b.      Öğretim elemanları ve yöneticiler

Bir öğretim kurumunun başarısını etkileyen ikinci önemli unsur öğretmen kalitesidir. Yaklaşık 12.600 öğretim elemanının görev yaptığı MYO’larda öğrenci başına düşen öğretim elemanı sayısı 53. Bu sayı meslek liselerinde ise 18’dir. Diğer ülkelerde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı ise Almanya’da 5, Japonya’da 9, Belçika’da 10, Kore ve ABD’de 21, Finlandiya’da 23.  Özellikle programların niteliğine uygun öğretim elemanı bulunmadığı konusunda eleştiriler vardır. Mevcut öğretim elemanlarının önemli bir bölümü pedagojik formasyona sahip değil. Bir bölümü akademik unvandan yoksun öğretim elemanları, yüksekokullarda kendilerini tam üniversite elemanı gibi hissedemiyor ve bir kimlik sorunu yaşıyor. Öğretim elemanları ve yöneticileri yeterli iş piyasası deneyimine sahip değil, işgücü piyasası ile ilişkileri destekleyecek bir ortam kurulamamış. Bu durum öğretim elemanlarının ve yöneticilerin motivasyonlarını olumsuz etkiliyor. Ayrıca, okulların nitelikli ve deneyimli yönetici ve idari personel problemlerinin olması; iş dünyası ile sağlıklı ilişkiler kurup işgücü piyasasının taleplerine uygun nitelikte mezun yetiştirememeleri; MYO yöneticileri ve öğretim elemanlarını bunaltıyor.[i]

MYO’ların eğitimci kadroları güçlendirilmeli, öğretim elemanları nicelik, nitelik ve pedagojik açıdan geliştirilmeli. Özellikle yeni teknoloji ve pedagojik gelişmeler karşısında öğretmen eğitimi düzenli hale getirilmelidir. Bu okulların idari kadroları da iyileştirilmelidir.

c. Yerleşim yeri, alt yapı ve kaynak sorunu

Kuruluş yerleri ve şartlarının olumsuzluğu başta olmak üzere teknolojik araç, gereç ve donanım eksikliği, laboratuvar eksikliği, kütüphane ve okuma salonları yetersizliği, sosyal aktivite (yemek, kantin, spor, sağlık, rehberlik, barınma vb.) yoksunluğu bu okulların eğitim kalitesini etkiliyor.

Sanayisi gelişmiş-gelişmemiş ayrımı yapılmaksızın, ihtiyaç analizi yapılmadan MYO’lar kurulmuş. Meslek yüksekokullarının bu kadar yaygınlaşmasında yerel yönetimlerin ve siyasilerin önemli etkisi olmuş. Bazı MYO’ların bulunduğu bölgelerde (özellikle küçük yerleşim merkezlerinde)  uygulamalı eğitime destek verecek işyeri ve sanayi imkânları yok. Halen kurulu olan bir çok MYO’nun faaliyete geçememesinin nedeni yanlış yer seçimi ve alt yapı eksikliklerinden kaynaklanıyor. Öncelikle bu sorunun çözülmesi ve bunun için de bir çalışma yapılarak mevcut okulların gözden geçirilmesi; atıl, öğrenci bulamayan, iyileştirme imkânı olamayan kısaca ekonomik olarak ümitsiz okulların kapatılması gerekir. Buradan sağlanacak kaynaklar diğer okulların iyileştirilmesinde kullanılabilir.

MYO’ların kaynak sorunu çözülmeli; teknolojik araç gereç ve donanım eksikliği, laboratuvar eksikliği sorunlarına çözüm bulunmalıdır.   MYO’lar üniversitelerin üvey evladı konumundan kurtarılmalıdır.

d. MYO’ların  iş dünyası ile ilişkileri

MYO ile işgücü piyasası ve iş dünyası arasındaki sağlıklı bir ilişki kurulamadığı ve bu nedenle işgücü piyasalarının istediği niteliklerin öğrencilere kazandırılamadığı eleştiriler arasındadır.  MYO’larla iş dünyası arasındaki bağı güçlendirme noktasında en başta MYO yönetimleri ve  öğretim üyeleri olmak üzere, iş dünyası sektör kuruluşları… hemen  her kesime görev düşmektedir.

e. Diğer sorunlar

MYO’ların eğitim başarısını etkileyen diğer sorunlar arasında müfredat, yatay ve dikey geçişler, kalite güvence sisteminin kurulamaması sayılabilir. MYO’larda öğretilen müfredat ders içerikleri ve ders notlarının işgücü piyasası ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığı belirtilmektedir. MYO seviyesi olan 5. seviyedeki yeterlikler mesleki yeterlilik sisteminde henüz tanımlanamadığı için mesleki standartlara ve yeterliliklere dayalı eğitim yapılamıyor.  MYO’lara fakülteler tarafından verilen dikey geçiş kontenjanları yetersiz. Mevcut kontenjanların kullanılmasında da sorunlar var. Kalite güvence sistemine yönelik yapılanma henüz gerçekleştirilemedi.

MYO’larda müfredatın güncellenmesi, 5. seviye yeterliklerin belirlenmesi, kalite güvence sisteminin kurulması çalışmalarına hız verilmelidir. Özellikle, ön lisanstan lisansa dikey geçiş imkânları genişletilmelidir. Daha fazla eğitim almak isteyen bireylere yollar açık olmalıdır.

3.      MYO’lara yönelik 6111 sayılı (torba) yasayla getirilen düzenlemeler

MYO’ların iş dünyası/sektörlerle ile ilişkilerini güçlendirmek ve öğrencilerin staj-uygulamalı eğitim imkânlarını geliştirmek amacıyla 6111 sayılı (torba) yasayla 3308 Mesleki Eğitim Kanununda değişiklik yapıldı; MYO’lar 3308 kapsamına alındı. Bu kapsamda mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları (ön lisans ve lisans) öğrencileri iş yeri eğitimi (stajları) sırasında hastalık ve kazalara karşı sigorta edilecek ve sigorta masrafları ilgili yükseköğretim kurumu tarafından sağlanacaktır. Ayrıca, öğrencilere işyeri eğitimi (staj) sırasında net asgari ücretin %30’u ödenecektir. MYO’ların işgücü piyasası ile ilişkilerini güçlendirmek için üniversite bünyesinde MYO’lara yönelik bir “Danışma Kurulu” ile MYO bünyesindeki her bir program türü için programın ilgili olduğu sektör ile ilişkilerini yürütmek amacıyla, “Danışma Komitesi” oluşturulmasına yönelik düzenlemeler getirildi. Ayrıca,  MYO’larda iki yarıyıl (semester) olan eğitim öğretimin, yılda üç trimester olmak üzere, toplam altı trimester olarak düzenlenmesi; verilecek söz konusu eğitimin, yarısı “okul eğitimi”, yarısı “işyeri eğitimi” olmak kaydıyla farklı tarzlarda düzenlenebilmesinin yolu açıldı.

Bu düzenlemelerin olumlu etkilerinin olacağı şüphesizdir. Ancak düzenlemelerin uygulamaya geçişi zaman almaktadır. Örneğin trimester uygulaması konusunda uygulamalar çok sınırlı ancak sonuçlar başarılıdır. Sakarya, Gaziantep, Gazi, Süleyman Demirel Üniversitelerine bağlı MYO trimester uygulamalarının öğrencilerin başarı ve istihdam düzeyini artırdığı gözlenmiştir. Uygulamaların başarısını ise MYO’lerın kapasitesi ile yönetimlerinin ve özel sektör işbirliğinin etkinliği belirlemektedir.  

4.      Sonuç

MYO’lar ülkemiz mesleki eğitiminde bugünküne göre çok daha önemli rol oynayabilir. Örneğin ABD ve İngiltere gibi ülkelerde MYO’lar (community college), gençlerin ve yetişkinlerin mesleki eğitiminde ve yaşam boyu öğrenme sürecinde temel role sahipler. Ülkemizde de MYO’lar, işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda yörenin beceri açığını ve nitelikli eleman ihtiyacını giderecek kısa ve uzun süreli eğitim programlarını başarı ile uygulayabilir, işgücünün istihdam edilebilirliğini yükseltebilirler.

Özellikle yetişkin eğitiminde MYO’lar, meslek liselerine göre çok daha avantajlı. Yetişkin açısından meslek eğitimi için MYO’na gitmek daha itibarlı ve cazip.  Yaşam boyu öğrenme sürecinde ve yetişkin meslek eğitiminde MYO’lar etkin olarak kullanılmalı. Bu çerçevede yeni model arayışlarına gerek yoktur. Model hazır elimizde kurulu vaziyette var. Yapılması gereken bu modeli etkin kullanmaktır. Yapılması gereken MYO’lara başta Hükümet olmak üzere, YÖK, üniversiteler, mülki idareler, iş dünyası, sektör temsilcileri ve sosyal tarafların sahip çıkması, sorunlarının çözümüne yardımcı olması.

 

 

 

 

 

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30
< Kasım 2017 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.